سورة Al-Mursalat ( Those sent forth )
سورة Al-Mursalat ( Those sent forth ) - Turkish Edip Yüksel عدد الآيات 50
Andolsun ard arda gönderilenlere,
Bir müjde veya uyarı olarak...
Size söz verilenler kesinlikle gerçekleşecektir.
Dağların ufalanıp savrulduğu,
Ve elçilere randevu verildiği zaman,
O nasıl bir yargılama günüdür bilir misin!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Öncekileri helak etmedik mi?
Sonra, diğerlerini de onlara katmadık mı?
Suçlulara işte böyle davranırız.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?
Ve sonra onu iyi korunan bir yere yerleştirmedik mi?
Bilinen bir süreye kadar.
Biz ölçtük, biçtik. Biz en iyi biçim verenleriz.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yeryüzünü bir toplanma yeri yapmadık mı?
Yaşayanlar için, ölüler için...
Üzerine yüksek dağlar yerleştirip size tatlı su içirmedik mi?
Yalanlayanların vay haline o gün!
Haydi yalanlamakta olduğunuz şeye doğru yürüyün.
Yürüyün, (cehennem alevinin) üç kollu gölgesine doğru...
O ne gölgelendirir ne de alevden korur.
Kıvılcımlar saçar, saraylar gibi...
(Rengi de) Sarı deve gibi.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Bu, onların konuşamıyacağı bir gündür.
Ve özür dilemeleri için onlara izin de verilmez.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Bu, Karar Günüdür. Sizi ve öncekileri toplamışızdır.
Bir planınız varsa bana karşı onu uygulayın!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...
Ve canlarının çektiği meyvalar...
Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için.
İyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yiyiniz ve geçici olarak eğleniniz; siz suçlularsınız.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Onlara eğilin dendiğinde eğilmezler.
Yalanlayanların vay haline o gün!
Artık bundan sonra hangi hadise (söze) inanırlar?