اختر سوره 1- Al-Fatihah ( The Opening ) 2- Al-Baqarah ( The Cow ) 3- Al-Imran ( The Famiy of Imran ) 4- An-Nisa ( The Women ) 5- Al-Maidah ( The Table spread with Food ) 6- Al-An'am ( The Cattle ) 7- Al-A'raf (The Heights ) 8- Al-Anfal ( The Spoils of War ) 9- At-Taubah ( The Repentance ) 10- Yunus ( Jonah ) 11- Hud 12- Yusuf (Joseph ) 13- Ar-Ra'd ( The Thunder ) 14- Ibrahim ( Abraham ) 15- Al-Hijr ( The Rocky Tract ) 16- An-Nahl ( The Bees ) 17- Al-Isra ( The Night Journey ) 18- Al-Kahf ( The Cave ) 19- Maryam ( Mary ) 20- Taha 21- Al-Anbiya ( The Prophets ) 22- Al-Hajj ( The Pilgrimage ) 23- Al-Mu'minoon ( The Believers ) 24- An-Noor ( The Light ) 25- Al-Furqan (The Criterion ) 26- Ash-Shuara ( The Poets ) 27- An-Naml (The Ants ) 28- Al-Qasas ( The Stories ) 29- Al-Ankaboot ( The Spider ) 30- Ar-Room ( The Romans ) 31- Luqman 32- As-Sajdah ( The Prostration ) 33- Al-Ahzab ( The Combined Forces ) 34- Saba ( Sheba ) 35- Fatir ( The Orignator ) 36- Ya-seen 37- As-Saaffat ( Those Ranges in Ranks ) 38- Sad ( The Letter Sad ) 39- Az-Zumar ( The Groups ) 40- Ghafir ( The Forgiver God ) 41- Fussilat ( Explained in Detail ) 42- Ash-Shura (Consultation ) 43- Az-Zukhruf ( The Gold Adornment ) 44- Ad-Dukhan ( The Smoke ) 45- Al-Jathiya ( Crouching ) 46- Al-Ahqaf ( The Curved Sand-hills ) 47- Muhammad 48- Al-Fath ( The Victory ) 49- Al-Hujurat ( The Dwellings ) 50- Qaf ( The Letter Qaf ) 51- Adh-Dhariyat ( The Wind that Scatter ) 52- At-Tur ( The Mount ) 53- An-Najm ( The Star ) 54- Al-Qamar ( The Moon ) 55- Ar-Rahman ( The Most Graciouse ) 56- Al-Waqi'ah ( The Event ) 57- Al-Hadid ( The Iron ) 58- Al-Mujadilah ( She That Disputeth ) 59- Al-Hashr ( The Gathering ) 60- Al-Mumtahanah ( The Woman to be examined ) 61- As-Saff ( The Row ) 62- Al-Jumu'ah ( Friday ) 63- Al-Munafiqoon ( The Hypocrites ) 64- At-Taghabun ( Mutual Loss & Gain ) 65- At-Talaq ( The Divorce ) 66- At-Tahrim ( The Prohibition ) 67- Al-Mulk ( Dominion ) 68- Al-Qalam ( The Pen ) 69- Al-Haaqqah ( The Inevitable ) 70- Al-Ma'arij (The Ways of Ascent ) 71- Nooh 72- Al-Jinn ( The Jinn ) 73- Al-Muzzammil (The One wrapped in Garments) 74- Al-Muddaththir ( The One Enveloped ) 75- Al-Qiyamah ( The Resurrection ) 76- Al-Insan ( Man ) 77- Al-Mursalat ( Those sent forth ) 78- An-Naba' ( The Great News ) 79- An-Nazi'at ( Those who Pull Out ) 80- Abasa ( He frowned ) 81- At-Takwir ( The Overthrowing ) 82- Al-Infitar ( The Cleaving ) 83- Al-Mutaffifin (Those Who Deal in Fraud) 84- Al-Inshiqaq (The Splitting Asunder) 85- Al-Burooj ( The Big Stars ) 86- At-Tariq ( The Night-Comer ) 87- Al-A'la ( The Most High ) 88- Al-Ghashiya ( The Overwhelming ) 89- Al-Fajr ( The Dawn ) 90- Al-Balad ( The City ) 91- Ash-Shams ( The Sun ) 92- Al-Layl ( The Night ) 93- Ad-Dhuha ( The Forenoon ) 94- As-Sharh ( The Opening Forth) 95- At-Tin ( The Fig ) 96- Al-'alaq ( The Clot ) 97- Al-Qadr ( The Night of Decree ) 98- Al-Bayyinah ( The Clear Evidence ) 99- Az-Zalzalah ( The Earthquake ) 100- Al-'adiyat ( Those That Run ) 101- Al-Qari'ah ( The Striking Hour ) 102- At-Takathur ( The piling Up ) 103- Al-Asr ( The Time ) 104- Al-Humazah ( The Slanderer ) 105- Al-Fil ( The Elephant ) 106- Quraish 107- Al-Ma'un ( Small Kindnesses ) 108- Al-Kauther ( A River in Paradise) 109- Al-Kafiroon ( The Disbelievers ) 110- An-Nasr ( The Help ) 111- Al-Masad ( The Palm Fibre ) 112- Al-Ikhlas ( Sincerity ) 113- Al-Falaq ( The Daybreak ) 114- An-Nas ( Mankind )
الترجمات English English - Yusuf Ali English - Transliteration English - Rowwad Translation Center English - Ahmed Ali English - Ahmed Raza Khan English - Arberry English - Daryabadi English - Hilali & Khan English - Talal Itani English - Maududi English - Mubarakpuri English - Pickthall English - Qarai English - Qaribullah & Darwish English - Sarwar English - Shakir English - Wahiduddin Khan Français Español Spanish Cortes Spanish Garcia Português Deutsch German Bubenheim & Elyas German Khoury German Zaidan Italiano Nederlands Dutch Leemhuis Dutch Siregar Русский Russian Абу Адель Russian Аль-Мунтахаб Russian Крачковский Russian Кулиев Russian Османов Russian Порохова Russian Саблуков Română Greek Svenska Shqip Shqip Feti Mehdiu Shqip Sherif Ahmeti Bosanski Bosnian Mlivo Български České České Nykl Norwegian Türkçe Turkish Alİ Bulaç Turkish Çeviriyazı Turkish Diyanet İşleri Turkish Diyanet Vakfı Turkish Edip Yüksel Turkish Elmalılı Hamdi Yazır Turkish Öztürk Turkish Suat Yıldırım Turkish Süleyman Ateş Polski Croatian Georgian Српски українська Macedonian Lithuanian Azəri Azerbaijani Məmmədəliyev & Bünyadov اردو Urdu Maududi Urdu Ahmed Raza Khan Urdu Jalandhry Urdu Qadri Urdu Jawadi Urdu Junagarhi Urdu Najafi 日本語 한국어 中文 Chinese (Traditional) Hindi Hindi Muhammad Farooq Khan മലയാളം Malayalam Karakunnu & Elayavoor தமிழ் Melayu Indonesian Indonesian Quraish Shihab Indonesian Tafsir Jalalayn বাংলা জহুরুল হক فارسى كوردی Pashto Тоҷикӣ Татарча ไทย ئۇيغۇرچە Ўзбек Uzbek Mikhailo Yakuboych ދިވެހި Sindhi অসমীয়া Bisayan Iranun Maguindanaon Dari Hebrew қазақ тілі Khmer Marathi Hausa soomaali Swahili Afar N'ko Akan Chewa Dagbani Kinyarwanda Lingala Luganda Luhya Malagasy Mõõré Yaw Amazigh Amharic
Your browser does not support the audio element. Andolsun o saf bağlayıp duranlara.
Ve o yolda zikir okuyanlara.
Ki sizin ilâhınız birdir.
O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir, bütün doğuların da Rabbidir.
Gerçekten biz dünya göğünü (o yakın göğü) bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Onu her inatçı şeytandan koruduk.
Onlar yüksek (melekler) topluluğunu dinleyemezler. Her taraftan kovulup atılırlar.
Uzaklaştırılırlar. Onlara ardı arkası kesilmez bir azab vardır.
Ancak kulak hırsızlığı yapanlar olur. Onu da yakıcı bir alev takip eder.
Şimdi onlara sor: \"Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı?\" Gerçekten biz onları cıvık bir çamurdan yarattık.
Fakat sen onlara şaşıyorsun, ama onlar (seninle) eğleniyorlar.
Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.
Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar.
Ve diyorlar ki: \"Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir.\"
\"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?\"
\"Önceki atalarımız da mı?..\"
De ki: \"Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz).\"
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.
\"Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür.\" derler.
(Onlara): \"İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür\" denir.
Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru.
Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru.
Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler.
(Onlara): \"Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?\" (denilir.)
Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.
Onlar, birbirine dönmüş soruşuyorlar.
Onlar: \"Siz bize (uğurlu görünerek) sağdan gelir dururdunuz\" derler.
(İleri gelenler de) derler ki: \"Hayır, siz inanmamıştınız.\"
\"Bizim de size karşı bir gücümüz yoktu. Fakat siz azmış bir kavimdiniz.\"
\"Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Şüphesiz azabımızı tadacağız.\"
\"Evet biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık.\"
O halde hepsi o gün azabda ortaktırlar.
İşte biz günahkarlara böyle yaparız.
Çünkü onlar, kendilerine: \"Allah'tan başka ilâh yoktur\" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.
Ve: \"Biz, hiçbir mecnun (deli) şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?\" diyorlardı.
Hayır o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti.
Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.
Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.
Sadece Allah'ın ihlaslı kulları müstesnadır.
İşte onlar için belli bir rızık vardır.
Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
(Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.
Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir.
Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır.
Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler.
Derken birbirine dönüp sorarlar:
İçlerinden bir sözcü der ki: \"Gerçekten benim bir arkadaşım vardı.\"
Derdi ki: \"Sen gerçekten inananlardan mısın?\"
\"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?\"
\"Siz onu tanır mısınız?\" der.
Derken bakınır ve onu cehennemin ta ortasında görür.
Ona şöyle der: \"Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin.\"
\"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de bu tutuklananlardan olacaktım.\"
\"Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?
\"Nasılmış bak. Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?
İşte bu büyük kurtuluştur.
Çalışanlar işte böyle bir kurtuluş için çalışsınlar.
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.
Tomurcukları şeytanların başları gibidir.
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır.
Sonra da dönecekleri yer, şüphesiz cehennemdir.
Çünkü onlar, atalarını sapıklıkta buldular.
Şimdi de kendileri onların izlerinde koşturuyorlar.
Andolsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıklıkta idiler.
Gerçekten biz onlara içlerinden uyarıcı peygamberler de gönderdik.
Sonra da bak o uyarılanların sonu nasıl oldu?
Ancak Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka.
Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmişti de biz de ne güzel kabul etmiştik.
Biz hem onu, hem ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.
Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namını bıraktık.
Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Sonra diğerlerini suda boğduk.
Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.
O babasına ve kavmine şöyle demişti: \"Siz nelere tapıyorsunuz?\"
\"Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?\"
\"Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?\"
Derken yıldızlara bir baktı da: \"Ben gerçekten hastayım\" dedi.
Derken yıldızlara bir baktı da: \"Ben gerçekten hastayım\" dedi.
O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, \"Buyursanıza, yemez misiniz?\" dedi.
(Cevap vermediklerini görünce de): \"Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?\" (dedi).
Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.
İbrahim dedi ki: \"A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?\"
\"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.\"
Onlar: \"Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın.\" dediler.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
Bir de dedi ki: \"Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir.\"
\"Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!\"
Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: \"Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?\" dedi. Çocuk da: \"Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın\" dedi.
Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
Biz de ona şöyle seslendik: \"Ey İbrahim! \"
\"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.\"
\"Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.\" (dedik)
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak'ı müjdeledik.
Hem ona hem İshak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var.
Andolsun ki biz Musa ile Harun'a da nimetler verdik.
Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.
Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik.
Kendilerini doğru yola çıkardık.
Sonrakiler içinde onlara iyi bir nam bıraktık:
Selam olsun, Musa ile Harun'a.
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü onların ikisi de bizim mümin kullarımızdandı.
Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.
Hani o kavmine: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da \"Ba'l'e\" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?\" dedi.
Hani o kavmine: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da \"Ba'l'e\" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?\" dedi.
Hani o kavmine: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da \"Ba'l'e\" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?\" dedi.
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
Ona da sonrakiler içinde şunu bıraktık:
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Şüphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir.
Hani biz onu ve ailesinin tamamını kurtarmıştık.
Ancak geride kalıp batanlar içinde kalan yaşlı bir kadın hariç.
Sonra diğerlerini helak etmiştik.
Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?
Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?
Şüphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
Hani o bir zaman dolu bir gemiye kaçmıştı.
(Oradakilerle) kur'a çekmiş de kaydırılanlardan (yenilenlerden) olmuştu.
Derken (denize atılmış ve) kendisini balık yutmuştu. (Kendi nefsini) kınıyordu.
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.
Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.
O zaman ona iman ettiler de biz onları bir zamana kadar yaşattık.
Şimdi sor o seninkilere: Kızlar, Rabbinin de, oğlanlar onların mı?
Yoksa biz melekleri dişi yaratmışız da onlar şahit mi bulunuyorlarmış?
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: \"Allah doğurdu\" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
Ha!.. Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı: \"Allah doğurdu\" derler. Hiç şüphesiz onlar, yalancıdırlar.
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?
Size ne oldu? Nasıl hükmediyorsunuz?
Yoksa sizin için açık bir delil mi var?
O halde, eğer doğru söylüyorsanız getirin kitabınızı.
Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.
Allah, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
Fakat Allah'ın ihlas ile seçilen kulları başka (onlar, Allah'ı böyle şirk ile vasıflamazlar).
Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
Çünkü siz ve taptıklarınız, kendiliğinden cehenneme saldıran kimseden başkasını, Allah'a karşı kandırıp, saptıramazsınız.
(Melekler): \"Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!\" derler.
(Melekler): \"Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!\" derler.
(Melekler): \"Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!\" derler.
(Müşrikler) şöyle diyorlardı: \"Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk.\"
(Müşrikler) şöyle diyorlardı: \"Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk.\"
(Müşrikler) şöyle diyorlardı: \"Eğer yanımızda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydı, elbette biz de Allah'ın ihlas ile seçilmiş kullarından olurduk.\"
Fakat şimdi onu inkâr ettiler. Ama ilerde bileceklerdir.
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: \"Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.\"
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: \"Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.\"
Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir: \"Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardır ve elbette bizim ordularımız mutlaka galip geleceklerdir.\"
Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
Onlara (inecek azabı) gözetle. Yakında onlar da göreceklerdir.
Ya şimdi onlar, bizim azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
Fakat (azabımız) onların sahasına indiği zaman, (o acı sonuçla) uyarılanların sabahı ne kötüdür!
Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
(İnecek azabı) gözetle! Yakında onlar da göreceklerdir.
Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir.
Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.