سورة Ash-Shuara ( The Poets )

سورة Ash-Shuara ( The Poets ) - Turkish Elmalılı Hamdi Yazır عدد الآيات 227

Tâ, Sîn, Mîm.
Üstelik (ona) \"yalandır\" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
(Musa) şöyle seslendi: \"Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar.\"
\"Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler.\"
(Allah): \"Hayır hayır\" buyurdu, \"haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz.\"
\"Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?\"
\"O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. \"
Firavun şöyle dedi: \"Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?\"
Musa cevap olarak: \"Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir.\"
(Firavun) etrafında bulunanlara: \"İşitmiyor musunuz?\" dedi.
Musa dedi ki: \"O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir.\"
Musa devamla şöyle söyledi: \"Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.\"
Firavun: \"Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim\" dedi.
Musa sordu: \"Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?\"
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: \"Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!\"
Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
Halka, \"Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)\" denildi.
Firavun cevaben: \"Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız\" dedi.
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve \"Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz\" dediler.
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
\"Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır.\"
\"(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. \"
\"Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız.\" (diyor ve dedirtiyordu.)
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
Musa: \"Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir.\"
Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
İbrahim \"Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?\"
İbrahim dedi ki: \"İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?\"
İbrahim dedi ki: \"İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?\"
\"Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)\"
\"O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,\"
\"O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. \"
\"(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme.\"
\"Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer).\"
Onlara, \"Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?\" denilir.
Onlara, \"Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?\" denilir.
Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
\"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.\"
\"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.\"
\"Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik.\"
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız?\"
\"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.
\"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.\"
\"Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.\"
\"Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?\"
Nuh dedi ki: \"Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.\"
Nuh: \"Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti.\"
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız?\"
\"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim.\"
\"Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.\"
\"Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.\"
\"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir.\"
\"Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum.\"
Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız?\"
\"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.\"
\"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.\"
\"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.\"
\"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.\"
\"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir.\"
Salih \"İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin\" dedi.
\"Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.\"
Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: \"Siz Allah'tan kormaz mısınız?\"
\"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.\"
\"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.\"
Onlar şöyle dediler: \"Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın.\"
Lût \"Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim.\"
\"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar.\"
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: \"Siz Allah'tan korkmaz mısınız?\"
\"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.\"
Onlar şöyle dediler: \"Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin.\"
Şuayb, \"Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir\" dedi.
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
O zaman \"Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.
(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: \"Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım.\"
Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
مشاركة الموضوع