سورة Al-Qalam ( The Pen )

سورة Al-Qalam ( The Pen ) - Turkish Diyanet Vakfı عدد الآيات 52

Nun. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki,
Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükafat vardır.
(Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,
O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!
Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Şunların hiçbirine itaat etme: yemin edip duran, aşağılık,
Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış)
Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz).
Biz, vaktiyle \"bahçe sahipleri\" ne bela verdiğimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi sarıverdi de,
\"Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin!\" diye.
(Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size \"Rabbinizi tesbih etsenize\" dememiş miydim?
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.
Şu da muhakkak ki, takva sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.
Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkarlar gibi tutar mıyız hiç?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu batıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?
Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?
Yoksa, \"Ne hükmederseniz mutlaka sizindir\" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).
(Resulüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.
Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.
Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu salihlerden kıldı.
O inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hala da (kin ve hasetlerinden:) \"Hiç şüphe yok o bir delidir\" derler.
مشاركة الموضوع