سورة Al-Qamar ( The Moon )

سورة Al-Qamar ( The Moon ) - Turkish Diyanet Vakfı عدد الآيات 55

Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!
Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı.
Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı.
Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık.
Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.
İnkar edilmiş olana (Nuh'a) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?
Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!
Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükafatlandırırız.
Andolsun ki, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. \"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!\" (dedik).
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
İşte azabımı ve uyanlarımı tadın! (denildi).
Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?
Lakin onlar bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize layık bir şekilde yakaladık.
Yoksa \"Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz\" mu diyorlar?
O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Bilakis kıyamet onlara vadedilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır.
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Bizim buyruğumuz, bir anlık bakış gibi, bir tek sözden başka bir şey değildir.
Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Düşünüp ibret alan yok mu?
Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur.
Takva sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarlarındadır.
مشاركة الموضوع