سورة Ad-Dukhan ( The Smoke )

سورة Ad-Dukhan ( The Smoke ) - Turkish Diyanet Vakfı عدد الآيات 59

(Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.
Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu o işitendir, bilendir.
Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
O'ndan başka ilah yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.
Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır.
(İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).
Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.
Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.
Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi. (Şöyle diyerek)
Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler, çeimeler,
Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) alemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.
Şüphesiz (hakkı batıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.
Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.
(Allah zebanilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin!
(Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.
Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.
İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).
(Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
مشاركة الموضوع