سورة Ash-Shuara ( The Poets )

سورة Ash-Shuara ( The Poets ) - Turkish Diyanet Vakfı عدد الآيات 227

Ta. Sin. Mim.
Üstelik (ona) \"yalandır\" derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.
Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hala (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hala (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.
(Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.
Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.
(Firavun'un adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.
Sonra Musa asasını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
\"Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik\".
Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!
\"Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır.\"
\"(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.\"
\"Biz ise, elbette uyanık (ve yekvücut) bir cemaatız.\" (diyor ve dedirtiyordu).
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.
Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?
İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak alemlerin Rabbi (benim dostumdur);
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.
(İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
Ancak Allah'a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu?.
Onlar ve azgınlar oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar.
Vallahi, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.
\"Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var\".
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Onlar şöyle cevap verdiler: Sana düşük seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!
Nuh: Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla suçladı.
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Kardeşleri Hud onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
\"Bahçeler çeşmeler.\" (Allah'a karşı gelmek) den sakının.
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helak ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Semud (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
\"Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?\"
\"Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında?\"
(Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
\"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!
Onlar şöyle dediler: Ey Lut! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan (oldu).
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
Velhasıl onu yalancı saydilar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı?
Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır.
Bununla birlikte hangi memleketi, helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
(Onlar)ihtar edilmiştir ve biz zülmetmiş değilizdir.
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, sonra azap edilenlerden olursun!
Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.
Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
مشاركة الموضوع