سورة As-Saaffat ( Those Ranges in Ranks )

سورة As-Saaffat ( Those Ranges in Ranks ) - Turkish Öztürk عدد الآيات 182

Yemin olsun o saf bağlayıp dizilenlere/o saflar tutturup sıraya dizilenlere-o kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,
O haykırarak sevk edenlere/o göğüs gererek durduranlara,
Ki sizin ilahınız hiç kuşkusuz bir ve tektir.
Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.
Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır.
Şimdi sor onlara: Yaratış ve yaratılış bakımından onlar mı daha güçlüdür, yoksa bizim yarattığımız şuurlular mı? Gerçek şu ki, biz onları bir cıvık çamurdan yarattık.
Ama sen şaşırdın, onlarsa alay ediyorlar.
Düşünüp taşınmaya çağrıldıklarında düşünmüyorlar.
Bir ayetle yüzyüze geldiklerinde, dudak büküp eğleniyorlar.
Şöyle dediler: \"Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir.\"
\"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı? Biz gerçekten diriltilecek miyiz?\"
De ki: \"Evet! Ve, siz de! Aşağılanmış, ezilmiş olarak.\"
Allah'tan başka tapınmış olduklarını. Sürün onları cehennemin yoluna.
Durdurun onları, çünkü hepsi sorguya çekilecekler.
Neniz var da birbirinize yardım etmiyorsunuz?
Edemezler! Bugün hepsi teslim bayrağını çekmiş durumdadır.
\"Rabbimizin sözü üzerimize hak oldu. Tadacağımızı elbette tadacağız.\"
\"Sizi saptırıp azdırmıştık. Çünkü biz de sapıp azmış kişilerdik.\"
Hayır, öyle değil! O, hakkı getirmişti. Diğer peygamberleri de tasdik etmişti.
Ve yalnız, yapıp ettiklerinizin karşılığıyla cezalandırılacaksınız.
Allah'ın içtenliğe erdirilmiş temiz kulları başkadır.
Çeşit çeşit meyveler vardır. İkramla karşılanan kişilerdir onlar.
Kaynaktan doldurulmuş kadehler dolandırılır çevrelerinde.
Yanlarında, gözlerini onlara dikmiş, iri gözlü dilberler vardır.
İçlerinden bir sözcü şöyle der: \"Benim yakın bir arkadaşım vardı.\"
Derdi ki: \"Sen gerçekten şunu tasdik edenlerden misin?\"
\"Biz, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra, gerçekten cezalandırılacak mıyız?\"
Dedi: \"Vallahi, az kalsın sen beni de buralara düşürecektin.\"
\"Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de şurada toplananlar arasına girmiş olacaktım.\"
Sonra onların, o yedikleri üzerine kaynar su karıştırılmış bir içecekleri vardır.
Çünkü onlar, babalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen,
Kendileri de hâlâ onların eserleri ardınca koşturuyorlar.
Yemin olsun, onların içlerinde uyarıcılar görevlendirmiştik.
Yemin olsun, Nûh bize yakarmıştı da ne güzel karşılık vermiştik biz.
Sonrakiler içinde, ona işaret eden bir şey bıraktık.
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzel düşünüp güzel davrananları.
Babasına ve toplumuna sormuştu: \"Siz neye kulluk/ibadet ediyorsunuz?\"
\"Allah'ın berisinden birtakım uydurma ilahları mı istiyorsunuz?\"
İbrahim dedi: \"Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?\"
\"Oysaki sizi de yaptığınız şeyleri de Allah yaratmıştır.\"
İbrahim dedi: \"Kuşkunuz olmasın ki ben Rabbime gideceğim, O bana kılavuzluk edecek.\"
\"Rabbim, bana iyilik/barış sevenlerden birini lütfet!\"
Bunun üzerine biz, İbrahim'e yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca,
\"Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.\"
Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Sonra gelenler içinde onu hatırlatan bir şey bıraktık.
Böyle ödüllendiririz biz, güzellik sergileyenleri!
Biz ona, hayrı ve barışı sevenlerden bir peygamber olan İshak'ı müjdeledik.
Ona da İshak'a da bereketler lütfettik. Onların zürriyetlerinden iyi düşünüp iyi davranan da var, öz benliğine açıkça zulmeden de var.
Sonradan gelenler içinde, her ikisini hatırlatan bir şey bıraktık.
Güzel düşünüp güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz!
O da toplumuna şöyle demişti: \"Hâlâ korkup sakınmıyor musunuz?\"
\"Bal'e yalvarıp yakarıyor, yaratıcıların en güzelini bırakıyor musunuz?\"
\"Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı terk mi ediyorsunuz?\"
Sonunda onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka huzura getirileceklerdir.
Sonrakiler içinde İlyas'ı hatırlatacak bir şey de bıraktık.
Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.
Ancak terk edilenler içinde kalan kocakarı hariç.
Geceleyin de. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?
Derken, kendisini balık yutmuştu. O kendi kendini kınayıp duruyordu.
Yoksa biz, melekleri, bunların tanıklık ettikleri bir sırada, dişiler olarak mı yarattık?
Dikkat edin, onlar, iftiralarının bir eseri olarak mutlaka şöyle diyecekler:
Ne oluyor size, o nasıl hüküm veriyorsunuz?
Hâlâ düşünüp ibret almıyor musunuz?
Allah'la cinler arasında bir nesep oluşturdular. Yemin olsun, cinler de bilmiştir kendilerinin Allah huzuruna mutlaka getirileceklerini/cinler de bilmiştir, bunların Allah'ın huzuruna mutlaka çıkarılacaklarını.
Allah'ın samimi, seçkin kulları, bunların yaptıklarından uzaktır.
\"Eğer katımızda öncekilere verilenlerden bir öğüt/bir düşündürücü olsaydı,
Yemin olsun, elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz hükümleşmişti:
Onlar, yardım görenlerin ta kendileri olacaklar.
Senin Rabbinin, o ululuk ve kudretin Rabbinin şanı yücedir onların verdiği sıfatlardan...
مشاركة الموضوع