سورة Ash-Shuara ( The Poets )

سورة Ash-Shuara ( The Poets ) - Turkish Öztürk عدد الآيات 227

Tâ, Sîn, Mîm.
İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap'ın ayetleri...
Ve hiç kuşku yok, senin Rabbin gerçekten mutlak Azîz, mutlak Rahîm'dir.
\"Firavun'un toplumuna git! Hâlâ sakınmayacaklar mı?\"
Demişti ki Mûsa: \"Rabbim, doğrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.\"
\"Hem, benim üzerimde onlar aleyhine işlenmiş bir suç var; bu yüzden beni öldürmelerinden korkuyorum.\"
Firavun dedi: \"Biz seni aramızda, bir çocuk olarak koruyup beslemedik mi? Ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.\"
\"Sizden korkunca aranızdan kaçtım. Daha sonra Rabbim bana hükmetme gücü bağışladı ve beni peygamberlerden biri yaptı.\"
Mûsa dedi: \"O hem sizin Rabbinizdir hem de önceki atalarınızın Rabbidir.\"
Mûsa dedi: \"Ya sana gerçeği gösteren birşey getirmişsem!\"
O da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa korkunç bir ejderha oluvermiş.
Firavun, çevresindeki kodamanlar konseyine şöyle dedi: \"Bu adam gerçekten bilgin bir büyücü;
Ki, tüm bilgili büyücüleri huzuruna getirsinler.\"
Nihayet büyücüler belirlenen bir günün, belirlenen bir vaktinde bir araya getirildi.
Bunun üzerine onlar, iplerini ve değneklerini ortaya attılar ve dediler: \"Firavun'un onur ve yüceliği aşkına biz, evet biz galip geleceğiz.\"
Mûsa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
Bunun üzerine büyücüler, secdelere kapandılar.
\"Fakat bize gerçekten öfke püskürüyolar.\"
\"Biz ise dikkatli davranan koca bir kitleyiz.\"
Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık.
Hazinelerinden, mutlu-kutlu yerlerinden ettik.
Firavun ve adamları, gün doğarken onları izlemeye başladılar.
İki topluluk birbirini görecek hale gelince, Mûsa'nın adamları seslendi: \"İşte şimdi yakalandık!\"
Mûsa dedi: \"Hayır, asla! Rabbim benimledir, bana kılavuzluk edecektir.\"
Hani babasına ve toplumuna şöyle demişti: \"Siz neye ibadet ediyorsunuz?\"
Dediler: \"Birtakım putlara tapıyoruz. Onların önünde toplanıp tapınmaya devam edeceğiz.\"
\"Size yarar sağlıyor yahut zarar veriyorlar mı?\"
\"Hastalandığımda O'dur bana şifa ulaştıran.\"
\"Rabbim, bana hükmetme gücü/hikmet bağışla, beni hak ve barış seven iyiler arasına kat!\"
\"Sonradan gelecekler arasında benimle ilgili doğru/isabetli bir dil oluştur.\"
Cehennem de şımarıp azanların karşısına getirilir.
\"Allah'ın dışındakiler, size yardım ediyorlar mı? Peki, kendilerine yardımları dokunuyor mu?\"
Ardından onlar ve öteki azgınlar cehennemin içine tıkılmıştır.
Onun içinde birbiriyle çekişirlerken şöyle derler:
\"Çünkü sizi âlemlerin Rabbi'yle aynı düzeyde tutuyorduk.\"
Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: \"Siz hiç sakınmıyor musunuz/\"
\"Ben sizin için gelmiş, güvenilir bir resulüm.\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Onların hesabı Rabbimden başkasına ait değildir. Bir düşünebilseniz!\"
Nûh şöyle yakardı: \"Rabbim, toplumum beni yalanladı.\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Her yüksek tepeye/yola şaşılacak bir bina kurarak/bir işaret dikerek mi eğleniyorsunuz!\"
\"Sanayi üreten yerler edinerek sonsuzlaşmak ümidine mi düşüyorsunuz?\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Size bir yığın nimet lütfetti: Davarlar, oğullar,
\"Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Savurganlık edenlerin/haddi aşanların buyruğuna uymayın.\"
Kardeşler Lût onlara şöyle demişti: \"Hâlâ sakınmıyor musunuz?\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
Dediler: \"Eğer bu tavrını sona erdirmezsen, ey Lût, yemin olsun bu topraktan sürülenlerden olacaksın.\"
Lût dedi: \"Ben sizin şu yaptığınıza öfkelenenlerdenim.\"
\"Kuşkusuz, ben sizin için güvenilir bir resulüm.\"
\"Artık Allah'tan sakının da bana itaat edin.\"
\"Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.\"
Şuayb dedi: \"Yapmakta olduğunuzu Rabbim daha iyi bilir.\"
Onu yalanladılar; bunun üzerine o gölgelik gününün azabı onları yakalayıverdi. O, gerçekten büyük bir günün azabıydı.
O zaman şöyle derler: \"Acaba bize süre verilir mi?\"
O halde, Allah'ın yanında bir başka ilaha daha yalvarma/davet etme. Yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
Eğer sana isyan ederlerse şöyle de: \"Ben, sizin yapmakta olduklarınızdan uzağım.\"
Görüyor nasıldır secde edenler içinde dolaşman.
مشاركة الموضوع