سورة Al-Hijr ( The Rocky Tract )

سورة Al-Hijr ( The Rocky Tract ) - Turkish Öztürk عدد الآيات 99

Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.
O küfre batmış olanlar zaman zaman, keşke Müslüman olsaydılar diye derin bir özlem duyarlar.
Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.
Biz hiçbir yurt ve medeniyeti, belirlenmiş bir yazgısı olmaksızın ortadan kaldırmadık.
Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.
Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkârcılara göz açtırılmaz.
Hiç kuşkusuz, o zikiri/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.
Yemin olsun ki, senden öncekilerin o ilk kümeleri içine de nebiler gönderdik biz!
Biz ona, günaha batmışların gönüllerinde böyle bir yol veririz.
Ona inanmazlar. Oysaki, öncekilerin yol ve yöntemleri gözlerinin önünden geçmiştir.
Kesinlikle şöyle diyeceklerdi: \"Bizim gözlerimiz döndürüldü, bakışlarımız sarhoş edildi. Belki de biz büyüye çarptırılmış bir toplumuz.\"
Orada sizin için ve rızıklandırıcısı siz olmadığınız kimse için geçimlikler yarattık.
Biz, elbette biz, hayat veriyoruz; biz öldürüyoruz. Ve biziz Vâris olanlar/mirasçı kalanlar.
Hiç kuşkusuz, Rabbindir, evet O'dur onları haşredecek olan. Hakîmdir O, Alîm'dir.
\"Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.\"
Dedi: \"Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım.\"
Dedi: \"Rabbim! Beni azdırmana yemin ederim ki, yeryüzünde onlar için mutlaka süslemeler yapacağım ve onların tümünü kesinlikle azdıracağım.\"
\"İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.\"
Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.
\"Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya.\"
Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır. Köşkler/divanlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olmuşlardır.
Hani onun yanına girmişlerdi de \"Selam!\" demişlerdi. O da \"Biz sizden korkuyoruz.\" diye konuşmuştu.
Dedi: \"İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?\"
\"Yalnız Lût'un ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız.\"
Dediler: \"Sana öyle bir şey getirdik ki, onun hakkında kuşkulanıp duruyorlardı.\"
Şehir halkı geldi. Muştulanmış olmanın sevincini yaşıyorlardı.
Dediler: \"Seni elâlemin işiyle uğraşmaktan men etmemiş miydik?\"
Senin ömrüne yemin olsun ki onlar, kendi sersemlikleri içinde bocalıyorlardı.
Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
O kentin üstünü altına getirdik/üst düzeydekileri alt düzeye indirdik. Ve üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Hiç kuşkusuz, bunda, işaretlerden anlam çıkaranlar için ibretler vardır.
O kentin izleri/işaretleri, hâlâ işleyen bir yol üzerindedir.
Korkunç titreşimli ses onları da sabaha girecekleri sırada yakaladı.
Kuşkusuz senin Rabbin, evet o, Hallâk'tır, hiç durmadan yaratır; en iyi şekilde bilir.
Yemin olsun ki, biz sana ikişerlerden/ikililerden/iç içe kıvrımlar halindeki çift mânalılardan yedi taneyi ve şu büyük Kur'an'ı verdik.
Ve de ki: \"Ben, evet ben, apaçık konuşan bir uyarıcıyım!\"
Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.
Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.
Rabbine yemin olsun ki, biz onları toplu halde sorgu suale çekeceğiz/hepsinden mutlaka hesap soracağız;
Emrolunduğun şeyi, kafalarını çatlatırcasına tebliğ et; şirke bulaşmışlara aldırma.
Yemin olsun ki, onların söyledikleri yüzünden senin göğsünün daraldığını biliyoruz.
مشاركة الموضوع