سورة Al-Anbiya ( The Prophets )

سورة Al-Anbiya ( The Prophets ) - Turkish Diyanet İşleri عدد الآيات 112

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: \"Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?\" diye konuşurlar.
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: \"Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?\" diye konuşurlar.
Onlar: \"Hayır; bunlar karışık rüyalardır\", \"Hayır; onu uydurmuştur\", \"Hayır; o şairdir\", \"Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin\" dediler.
Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik.
\"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz\" dediler.
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!
Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. \"Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?\" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.
İbrahim: \"And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz\" deyince:
Bazıları: \"İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk\" deyince, \"O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin\" dediler.
Bazıları: \"İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk\" deyince, \"O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin\" dediler.
Kendi kendilerine: \"Doğrusu siz haksızsınız\", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: \"Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin\" dediler.
Kendi kendilerine: \"Doğrusu siz haksızsınız\", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: \"Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin\" dediler.
İbrahim: \"O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?\" dedi.
İbrahim: \"O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?\" dedi.
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.
İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.
Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: \"Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim\" diye seslenmişti.
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.
Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir.
Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.
Peygamber: \"Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir\" dedi.
مشاركة الموضوع