سورة Adh-Dhariyat ( The Wind that Scatter )

سورة Adh-Dhariyat ( The Wind that Scatter ) - Turkish Alİ Bulaç عدد الآيات 60

Tozu dumana katıp savuran (rüzgar)lara,
Derken, ağır yük taşıyan (bulut)lara.
Sonra iş(ler)i taksim edenlere andolsun.
Size va'dedilmekte olan, hiç tartışmasız doğrudur.
Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir.
'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun;
Siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz.
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler';
Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler.
\"Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?\" diye sorarlar.
Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;
Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar, bundan önce ihsanda (güzel davranışta) bulunanlardı.
Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır.
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, şüphesiz, o (size va'dedilen) sizin (aranızda) konuştuklarınız kadar, elbette kesin bir gerçektir.
Hani, yanına girdiklerinde: \"Selam\" demişlerdi. O da: \"Selam\" demişti. \"(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk.\"
Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi.
(Onlar yemeyince) Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. \"Korkma\" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler.
Böylece karısı çığlıklar kopararak geldi ve yüzüne vurarak: \"Kısır, yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)? dedi.
Dediler ki: \"Öyle. (Bunu) Senin Rabbin buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.\"
(İbrahim) dedi ki: \"Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?\"
\"Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için.\"
\"(Ki bu taşların her biri,) Rabbinin Katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir.\"
Musa (olayın)da da (düşündürücü ayetler vardır). Hani Biz onu açık bir delille Firavun'a göndermiştik;
Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: \"(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir\" dedi.
Bunun üzerine, Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık; (ki o,) 'kınanacak işler yapıyordu.'
Ad (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onların üzerine köklerini kesen (akim) bir rüzgar gönderdik.
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka çürütüp-kül gibi dağıtıyordu.
Semud (kavmin)de de (ayetler vardır). Hani onlara: \"Belli bir süreye kadar yararlanın\" denmişti.
Ancak Rablerinin emrine baş kaldırdılar; böylece bakıp-dururlarken, onları yıldırım çarpıp-yakaladı.
Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.
Öyleyse, Allah'a doğru (yönelip, şirkten ve bozulmalardan) kaçın. Gerçekten Ben sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.
Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taşkın (tağiy)' bir kavimdirler.
Öyleyse sen, onlardan yüz çevir; artık kınanacak değilsin.
Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar.
Ben, onlardan bir rızık istemiyorum ve onların beni doyurup-beslemelerini de istemiyorum.
Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.
مشاركة الموضوع