سورة Ad-Dukhan ( The Smoke )

سورة Ad-Dukhan ( The Smoke ) - Turkish Alİ Bulaç عدد الآيات 59

Katımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.
Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.
Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar.
(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır.
\"Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz.\"
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: \"(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir.\"
Biz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.
\"Allah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim\" (demişti).
\"Ve doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım.\"
\"Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın.\"
Sonunda Rabbine: \"Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler\" diye dua etti.
(Allah da:) \"Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz.\" (diye duasını kabul edip cevap verdi).
Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler,
\"(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz.\"
\"Eğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım.\"
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık.
Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.
Ancak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.
\"(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.\"
\"Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.\"
Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
İşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.
Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Öyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar.
مشاركة الموضوع