سورة Sad ( The Letter Sad )

سورة Sad ( The Letter Sad ) - Turkish Alİ Bulaç عدد الآيات 88

Hayır; o inkar edenler (boş) bir gurur ve bir parçalanma içindedirler.
Biz kendilerinden önce, nice kuşakları yıkıma uğrattık da onlar feryad ettiler; ancak (artık) kurtulma zamanı değildi.
İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: \"Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür.\"
Onlardan önde gelen bir grup: \"Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur\" diye çekip gitti.
\"Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?\" Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.
Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?
Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onların mı? Öyleyse, sebepler içinde (bir imkan ve güç bularak göğe) yükselsinler.
Onlar, burada (çeşitli) fırkalardan olma bozguna uğratılmış bir ordu(durlar).
Semud, Lut kavmi ile Eyke halkı da. İşte onlar (Allah'a karşı isyanda birleşen ve güç toplayan) fırkalar(dı).
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azapla-sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Bunlar da, (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek çığlıktan başkasını gözetlemiyorlar.
(Alaylı alaylı) Dediler ki: \"Rabbimiz, hesap gününden önce (azaptan bize vadettiğin) payımızı çabuklaştırıver.\"
Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u hatırla; çünkü o, (her tutum ve davranışında Allah'a) yönelen biriydi.
Ve toplanıp gelen kuşları da. Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde) yönelip-dönmekte olanlar idi.
Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
\"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen \"Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat\" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.\"
(Davud) Dedi ki: \"Andolsun senin koyununu, kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana zulmetmiştir. Doğrusu, (emek ve mali güçlerini) birleştirip katan (ortak)lardan çoğu, birbirlerine karşı tecavüz ederler; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. Onlar da ne kadar azdır.\" Davud, gerçekten Bizim onu imtihan ettiğimizi sandı, böylece Rabbinden bağışlanma diledi ve rüku ederek yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-döndü.
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu.
O da demişti ki: \"Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim.\" Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar.
\"Onları bana geri getirin\" (dedi). Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
\"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin.\"
Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi.
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.
\"İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın, ver ya da tut.\"
Şüphesiz, onun Bizim Katımız'da gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Katımız'dan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
\"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.\" Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
Gerçekten Biz onları, katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık.
Ve gerçekten onlar, Bizim Katımız'da seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır.
Bu, bir zikirdir. Şüphesiz muttakiler için, elbette varılacak güzel bir yer vardır.
Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.
Bu (böyle işte); gerçekten azgınlar için de muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azaplar) vardır.
(Müşrik olan hakim güçlere:) \"İşte bu(nlar) da sizinle birlikte (küfür ve zulümde) göğüs gerenlerdir. Onlara bir merhaba (bile) yok. Çünkü onlar ateşe gireceklerdir.\" (denilir).
(Onlara uyanlar) Derler ki: \"Hayır, sizler; asıl size bir merhaba yok. Bunu (azabı) siz bizim önümüze sürdünüz. Ne kötü bir durak.\"
Ve derler ki: \"Bize ne oluyor ki, kendilerini şerir (kötü)lerden saydığımız adamları göremiyoruz.\"
Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir.
\"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.\"
De ki: \"Bu (Kur'an), büyük bir haberdir.\"
(Allah) Dedi ki: \"Öyleyse ordan (cennetten) çık, artık sen kovulmuş bulunmaktasın.\"
\"Ve şüphesiz, din (kıyametteki hesap) gününe kadar Benim lanetim senin üzerinedir.\"
Dedi ki: \"Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı.\"
Dedi ki: \"Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım.\"
(Allah) \"İşte bu haktır ve Ben hakkı söylerim\" dedi.
\"Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım.\"
(Ey Peygamber) De ki: \"Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim.\"
\"O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma)dir.\"
\"Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.\"
مشاركة الموضوع