سورة Al-Qamar ( The Moon )

سورة Al-Qamar ( The Moon ) - Turkish Süleyman Ateş عدد الآيات 55

Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).
Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.
Öyleyse sen de onlardan yüz çevir; o çağırıcının görülmemiş, tanınmamış bir şeye çağıracağı gün,
Gözleri düşkün düşkün (zillet ve dehşet içinde) kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler.
Boyunlarını, çağırana doğru uzatmış koşarlarken, kafirler: \"Bu çetin bir gündür!\" derler.
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: \"Cinlenmiştir\" dediler. Ve o(na çeşitli eziyetler yapılarak tebliğden) menedildi.
Bunun üzerine Rabbine: \"Ben yenik düştüm, yardım et!\" diye yalvardı.
Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.
Nuh'u da tahtalar ve çiviler(le yapılmış gemi) üzerinde taşıdık.
(Kendisine karşı) Nankörlük edilen(kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye).
İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
(Salih'e dedik ki): Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.
Onlara, suyun aralarında paylaştırılacağını, (bir gün devenin, bir gün de kendilerinin su içme nöbeti olacağını) haber ver; içme sırası kiminse o gelip suyunu alsın.
Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.
Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı kuru ot gibi kırılıp döküldüler.
Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: \"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!\"
Azabımı ve uyarılarımı(n akıbetini) tadın!
Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları, galib ve güçlü(padişah)ın yakalaması gibi yakaladık.
Şimdi sizin kafirleriniz, ötekilerinizden hayırlı mı? Yoksa Kitaplarda sizin için bir beraet (inkarınızdan dolayı size sorumsuzluk) mu var?
Yoksa \"Biz muzaffer (yenilmez) bir topluluğuz\" mu diyorlar?
Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sa'attir. O sa'at cidden çok feci ve acıdır;
Biz her şeyi bir kadere (bir düzene, ölçüye, plana) göre yarattık.
Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarında(memnunluk içinde)dirler.
مشاركة الموضوع