سورة As-Saaffat ( Those Ranges in Ranks )

سورة As-Saaffat ( Those Ranges in Ranks ) - Turkish Süleyman Ateş عدد الآيات 182

Ve (onu) ita'at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.
O (şeyta)nlar mele-i A'layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
De ki: \"Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!\"
O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.
Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
(Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.
(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: \"Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz.\"
(Ötekiler de): \"Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz.\"
Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!
Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).
Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.
Ancak Allah'ın halis kulları bu cezanın dışındadır.
(Türlü türlü) Meyvalar. Ve onlar ağırlanırlar.
Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?' \"
(Sonra yanındakilere): \"Bakar mısınız?\" dedi.
Rabbimin ni'meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum.
Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Ancak Allah'ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Alemler içinde Nuh'a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O'na böyle ortaklar koştunuz)?
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.
Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
(Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.
(Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.
Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır.
Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.
(İbrahim) Dedi ki: \"Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek.\"
İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
(İleride gelecek nesiller): \"İbrahim'e selam olsun!\" (diyeceklerdi.)
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
(Hep): \"Musa'ya ve Harun'a selam olsun!\" (diyeceklerdi).
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Kavmine demişti ki: \"(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız?\"
Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?\"
Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.
Yalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar.
Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık:
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Yoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)?
Yoksa sizin, (meleklerin, Allah'ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var?
Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.
Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.
Fakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).
(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,
Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı:
Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı.
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.
Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır.
Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).
Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.
Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
مشاركة الموضوع