سورة Ash-Shuara ( The Poets )

سورة Ash-Shuara ( The Poets ) - Turkish Süleyman Ateş عدد الآيات 227

Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?
(Musa): \"Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum.\"
Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver.\"
Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.
(Allah): \"Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz.\"
(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: \"Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?\"
O başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
(Musa): \"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız),\" dedi.
(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: \"İşitiyor musunuz?\" dedi.
(Musa): \"O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir\" dedi.
(Fir'avn ey Musa): \"Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım\" dedi.
(Musa, peki): \"Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?\" dedi.
Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
Fir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.
(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler.
(Musa): \"Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir.\"
Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
Sonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu).
Peki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?
Hayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler.
Rabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat.
Sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)!
Babamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err.
(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma.
O Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu?
Şimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var,
Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Dedi ki: \"Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm).\"
Ad (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı.
Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?
Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?
(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz.
Size bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know,
Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum.
Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.
Semud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı:
Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?
Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?
Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin).
Dedi: \"İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin.\"
Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.
(Lut) dedi: \"Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım.\"
Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık).
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!
Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old.
Onu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi:
O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.
İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi?
Azab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.
(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?\" derler.
Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)?
O yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı?
Biz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik).
(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.
Çünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).
Şayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: \"Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım,\" de.
O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.
مشاركة الموضوع