Surah Kamer Suresi

Surah Kamer Suresi - Türkçe Aya count 55

Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek, onlara öğüt verecek şeyler vardı.
Yüksek hikmet vardı, derken korkutuşlar fayda vermedi gitti.
Derken Rabbine dua etti: Şüphe yok ki altoldum ben, artık sen yardım et bana.
Derken açtık göklerin kapılarını da şarıl şarıl ardı gelmez yağmurlar yağdırdık.
Ve onu, tahtalardan yapılmış ve mıhlarla kenetlenmiş bir gemide taşıdık.
Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.
Ve andolsun ki bir delil olarak bıraktık onu, fakat bir ibret alan mı var?
Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?
Ve andolsun öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?
Âd da yalanlamıştı, derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?
Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar.
Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?
Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?
Derken bizden bir adama mı uyacağız dediler, gerçekten de o zaman elbette sapıklığa düşeriz, ateşlere yanarkavruluruz.
Ve haber ver onlara, su, aralarında paylaştırılmıştır, her bölük, nöbetinde hazır olur, su alır.
Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü.
Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?
Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?
Gerçekten de, Lut'un ailesi müstesna, onlara taş yağdıran bir yel gönderdik, Lut'un ailesini de bir seher çağı kurtardık.
Katımızdan bir nimet olarak; işte böyle mükafatlandırırız şükredeni.
Ve andolsun ki o, bizim helakimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi.
Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azabımı ve korkutuşlarımın sonucunu.
Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.
Artık tadın azabımı ve korkutuşlarımı.
Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?
Bütün delillerimizi yalanladılar, derken onları üstün ve mutlak kudretli bir helak edişle helak ediverdik.
O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve ardını dönüp kaçacak.
Onlara vaadedilen azabın mukadder zamanı kıyamettir ve kıyametin azabı, daha da zararlıdır ve daha da acı.
Şüphe yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir.
Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık.
Ve bizim emrimiz, birdir, ancak bir göz kırpış, bir göz yumup açış gibi tezdir.
Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, ırmakların başlarında.
Gerçeklik makamında, çok kudretli bir büyük padişah katında.
Share