Surah Saffet Suresi

Surah Saffet Suresi - Türkçe Aya count 182

Horhakir bir halde ve onlar içindir ardıarası kesilmeyen azap.
Ancak hırsızlama bir söz duyan olursa hemen onun ardından da aydınlatıcı ve delip geçen bir ateştir atılır, onu yakar.
Şimdi sor bir onlara, yaratılış bakımından onlar mı daha güçlükuvvetli, yoksa bizim diğer yarattıklarımız mı? Şüphe yok ki biz, onları cıvık bir balçıktan yarattık.
Belki de şaştın sen ve alay eder onlar da.
Ve derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüden başka bir şey değil.
De ki: Evet ve siz horhakir bir halde dirileceksiniz.
Gerçekten de ancak bir tek bağrıştan ibarettir de birdenbire görüverirler ki dirilmişler.
Ve durdurun onları, şüphe yok ki sorulacak onlardan.
Ne oldu size de yardım etmiyorsunuz birbirinize?
Hayır, bugün onlar, tamamıyla teslim olmuşlardır.
Gerçekten de derler, siz sağımızdan çıkagelir, iyilik ediyor görünürdünüz bize.
O yüzden de Rabbimizin, bize söylediği söz, gerçekleşti, şüphe yok ki azabı tadacağız elbet.
Gerçekten sizi azdırdık biz, şüphe yok ki biz de azmıştık.
Hayır, o, gerçeği getirmiştir ve peygamberlerin gerçek olduğunu bildirmiştir.
Ve ancak yaptığınız neyse onun karşılığı olarak cezalanacaksınız.
Yemişler ve onlar, büyük derecelere nail olanlardır.
Kaynakları meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara.
Ve yanlarında, gözlerini kendi eşlerinden ayırmayan iri gözlü huriler var.
Ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı soruya çekileceğiz, cezalanacağız?
Der ki: Ne oldu o, bakıp gördünüz mü acaba?
Allah'a andolsun ki der, az kalmıştı, beni de helak edecektin.
Şüphe yok ki bu, elbette büyük bir kurtuluş, büyük bir kutluluk.
Böyle bir nimete ve ziyafete ermek mi hayırlı, yoksa zakkum ağacından yemek mi?
Şüphe yok ki onlar, atalarını, sapıtmış bir halde bulmuşlardı da.
Ve andolsun ki onlardan önce gelip geçenlerin de çoğu sapıtmıştı.
Ve andolsun ki biz, onların içinden, korkutucular göndermiştik onlara.
Ve andolsun ki Nuh, bize nida etmişti, biz de ne güzel icabet etmiştik.
Ve sonradan gelenler arasında da ona iyi bir adsan verdik.
Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.
Ve şüphe yok ki İbrahim de onun taraftarlarındandı elbet.
Allah'ı bırakıp da tamamıyla uydurma mabutlara mı tapmak istiyorsunuz?
Ben, demişti, gerçekten de hastayım.
Derken, arkalarını çevirip gitmişlerdi onlar.
Derken o da onların mabutları olan putlara gidip demişti ki: Neye yemek yemiyorsunuz?
O demişti ki: Elinizde yontup yaptığınız şeylere mi kulluk ediyorsunuz?
Halbuki sizi de Allah yaratmıştır, o yontup yaptığınız şeyleri de.
Ve ben demişti, Rabbimin tapısına gidiyorum, o, doğru yolu gösterir bana.
Rabbim, bana temiz kişilerden olmak şartıyla bir oğul ihsan et.
Derken biz de ona tedbirle hareket eden ve aceleci olmayan bir oğul vereceğimizi müjdelemiştik.
Ve onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsan ettik.
Ve sonradan gelenler arasında da ona iyi bir adsan verdik.
Biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.
Ve ikisine de, sonradan gelenler arasında iyi bir adsan verdik.
Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri;
O Allah'tır ki Rabbinizdir sizin ve Rabbidir gelip geçmiş atalarınızın.
Derken yalanladılar onu; şüphe yok ki tapımıza getirilecektir onlar.
Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.
Ve şüphe yok ki siz de onların yurtlarına uğramadasınız sabahları.
Ve onu yüz bin kişiye, yahut daha da artmakta olan bir topluluğa peygamber olarak gönderdik.
Derken inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.
Haberin olsun ki şüphe yok, onlar, bu sözü uydurup söylemedeler.
Allah doğurdu demedeler ve şüphe yok ki onlar, yalancıdır elbet.
Ve onunla cinler arasında bir.akRabalık uydurmadalar ve andolsun ki cinler de onun tapısına götürüleceklerini, orada hazır bulunacaklarını bilmişlerdir.
Gerçekten de ne siz, ne de kulluk ettikleriniz.
Ancak cehenneme girecek kişiyi azdıRabilirsiniz.
Ve melekler derler ki: Bizden hiçbir fert yoktur ki onun malum ve muayyen bir makamı olmasın.
Ve şüphe yok ki biz, mabudumuzu tenzih ederiz elbet.
Derken kitap geldi de inanmadılar ona, yakında ne olacaklarını bilecekler.
Ve andolsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü söylemiştik, şu hükmü takdir etmiştik.
Şüphe yok ki onlar, elbette yardıma mazhar olacaklardır.
Hele bir bak, bir gözle onları, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.
Fakat azabımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha kavuşacaklar.
Ve bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.
Yücedir, münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.
Share