Surah Hicr Suresi

Surah Hicr Suresi - Türkçe Aya count 99

Nice demler gelecek ki kafirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.
Ve biz hiçbir şehri helak etmedik ki helak edeceğimiz zaman, malum ve mukadder olmasın.
Hiçbir ümmet, ne helak edileceği zamanı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.
Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kafirlere.
Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yoluyoradamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azaba uğrayıp gitmiştir.
Bunu görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hatta büyülenmiş bir topluluğuz biz.
Ancak hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir ateş yalımıdır gönderdik.
Orada sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlukat için de geçim sebepleri halkettik.
Ve şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye varis olan.
Ve şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet sahibidir ve her şeyi bilir.
Şeytan'ıysa daha önce, yakıp öldürücü bir harareti olan ateşten yarattık.
An o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve suret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım.
Onun yaratılışını tamamlayıp kemale getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.
Çık buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.
Rabbim dedi, onların tekrar dirilecekleri güne dek mühlet ver, yaşat beni.
Şüphe yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.
Rabbim dedi, beni rahmetinden mahrum ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara bezeyecek, onları isyan ettirerek hepsini de rahmetinden mahrum edeceğim.
Ve şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.
Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.
Gönüllerindeki kini, hasedi, ta kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.
Onları, İbrahim'e gelen misafirlerden de haberdar et.
Hani, huzuruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden korkuyoruz demişti.
İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinaden müjde vermektesiniz bana?
Sana öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümidini kesenlerden olma demişlerdi.
O da Rabbinin rahmetinden demişti, ancak doğru yoldan sapanlardan başka kim ümit keser?
Yalnız karısını kurtarmayacağız, onun, helak olanlarla beraber şehirde kalmasını takdir ettik.
Şehir halkı, birbirlerini müjdeleyerek misafirlerin yanına geldi.
Lut, bunlar benim konuklarım dedi, onlara karşı utandırmayın beni.
Ömrün hakkı için onlar, gafletten adeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.
Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helak ediverdi.
Ve şüphe yok ki o şehir, hala herkesin yol uğrağı olan bir yerde.
Sabah çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helak olup gittiler.
Şüphe yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilir.
Ve de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.
Öyle kişilerdi onlar ki Kuran'ı parçaparça ettiler; bir kısmına inandılar da bir kısmına inanmadılar.
Ve andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.
Share